Yazar arşivleri: emekcalisma

EÇT 2017 Emek Temalı Kaynakça

Emek Çalışmaları Topluluğu (EÇT) olarak kurulduğumuz günden bu yana işçi sınıfı ve mücadeleleri üzerine bilgi üretmeyi esas alıyoruz. Bu kapsamda, geçen yıl işçi ve emek alanlarında üretilen kaynakları derleyip araştırmacıların kullanımına sunmaya başladık. İlk olarak geçen yıl 2016 yılına ait çalışmaları bir araya getirdik. İnceleyecek olduğunuz bu çalışma ise 2017 yılını sizler için derliyor. İkinci olma niteliği taşıyan bu kaynakta bazı sınırlamalara başvurduk. Öncelikle geçen yıldan farklı olarak bu derlemenin kapsamını Türkçe ve İngilizce kitap ve makaleler olarak belirledik. Derleme sürecinde ulusal ve uluslararası veri tabanlarından, bazı ulusal ve uluslararası dergilerden ve yine ulusal ve uluslararası yayınevlerinin arşivlerinden faydalandık. Bu derlemenin eksiksiz olduğu iddiasını taşımıyoruz. Ancak, ortaya çıkan kaynakların emek ve sınıf alanlarına ilgi duyan araştırmacılar için mümkün olduğunca fayda sağlayacağına inanıyoruz. Sizleri de hem 2017 yılının eksikliklerini giderebilmek hem de gelecek yıllarda daha kapsamlı ve güçlü kaynakçalar hazırlayabilmek amacıyla bizimle iletişime geçmeye davet ediyoruz. Bu çalışmanın Türkiye’de emek alanında yürütülecek araştırma ve mücadelelere kılavuz olabilmesi dileğiyle…

—————————————————————————————————————-

İletişim:
emekcalisma@gmail.com
http://www.facebook.com/emekcalisma
twitter.com/emekcalisma

EÇT – Araştırma Yöntemleri Buluşmaları – 1

23 Kasım, Cuma günü veriyi zengileştirme temalı araştırma yöntemi buluşmalarımızın ilkinde Prof. Ayşen Uysal’ı dinledik.

Ekran Alıntısı

Buluşmada EÇT’de basın taraması yoluyla, yıllık olarak topladığımız ve analiz ederek raporladığımız işçi eylemlerini sosyal hareketler literatüründen beslenerek değerlendirme imkanı üzerine tartışma yürüttük.

Buluşma sosyal hareketler üzerine farklı dillerde, ulusal ve uluslararası yayınlara sahip Prof. Dr. Ayşen Uysal katılımıyla gerçekleşti. Uysal katılımcılara toplumsal hareketler literatürünü tanıttı.

Yıllık EÇT raporu için yeni değişkenler ve değerlendirme önerilerini paylaşan Uysal sayısal analize ek olarak nitel yöntemlerle bakılacak yerler konusunda yaratıcı içgörüleri bizlerle paylaştı.

Araştırma yöntemleri buluşmalarına çeşitli misafirlerle bundan sonra da devam edeceğiz.

“Kadın Emeği ve Mücadelesi” Etkinliği

kadinemegiafis

Kadın Emeği ve Mücadelesi

Emek Çalışmaları Topluluğu olarak 8 Mart öncesi akademisyen İpek İlkkaracan ve KHK’lı direnişçi Betül Celep ile “Kadın Emeği ve Mücadelesi” başlıklı bir panel düzenledik. İlkkaracan sunumunda bakım emeğini merkeze alan “mor ekonomi” kavramıyla sürdürülebilir ve kapsayıcı bir ekonominin koşullarına işaret ederken, Celep kadınların işten atılma ve direniş deneyimlerinin kendine özgü niteliklerine ve direnişinin kadın direnişi olmasının açtığı imkânlara değindi. İpek İlkkaracan öncelikle Türkiye’de ekonomik alandaki toplumsal cinsiyet eşitsizliğindeki en keskin uçurumun işgücüne katılımda olduğunu gösterdi. Erkeklerin işgücüne katılım oranı %70 iken bu oran kadınlar arasında %30’a düşüyor. İlkkaracan bu durumun ücret eşitsizliği, mesleki ayrımcılık, cam tavan, mülkiyet tasarrufu/birikimi, sosyal güvenlik uçurumu, cinsel taciz gibi işgücü piyasasına ilişkin diğer ayrımcılıkların gündeme gelmesini zorlaştırdığını ifade etti. Kadınların işgücüne katılımının düşüklüğünün gerekçesi olarak eğitimsizlik ve vasıfsızlığın gösterilmesini de eleştiren İlkkaracan, kadınların işgücüne katılımının evlilikle beraber dramatik bir düşüş gösterdiğini, dolayısıyla asıl gerekçenin kadınların üstlenmek zorunda bırakıldığı ücretsiz bakım emeği olduğunu gösterdi. Zira ilkokul ve lise mezunlarının kazandığı ücret, ev içi emeğin ücretli karşılanması durumunda ödenmesi gereken ücreti karşılamıyor. Gelir eşitsizliğindeki uçuruma da dikkat çeken İlkkaracan, feminist iktisadın geliştirdiği zaman kullanımı istatistiklerine referansla kadınların çalışmadıkları için değil, daha fazla çalışmalarına rağmen gelir elde edemediklerini gösterdi. Kadınlar ücretsiz çalışma saatlerinin %76’sını, ücretli çalışmanın da %43’ü gerçekleştirdikleri halde gelirin çok daha azına erişebiliyorlar. Buradan hareketle İlkkaracan, piyasa ekonomisinin ücretsiz emek sarf edenleri cezalandırıcı sonuçlarının olduğunu, dolayısıyla bir bakım krizi ile karşı karşıya olduğumuzu belirtti. Bakım emeğinin bir noktaya kadar mekanize edilebileceğine ve sadece insanı değil, dünyayı sürdürmek ve iyi tutmak için yaptığımız her şeyi içerecek şekilde yeniden tanımlandığına dikkat çekti. İlkkaracan toplumun bakım emeği sunma yeti ve isteğinin aşındığına işaret eden bakım krizini, dünyanın kaynaklarının kendilerini yenilemesine izin vermeden ve karşılıksız sömürülmesinin getirdiği çevre kriziyle de ilişkilendirdi. Çözümün yeşil ekonomi ile işbirliği içinde bakım emeğini merkeze alan bir “mor ekonomi” olduğunu savunan İlkkaracan, bakım emeğinin tanınması, azaltılması ve yeniden dağıtılmasını amaçlayan hizmet ve mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu amaçla sosyal bakım için güçlü bir kurumlar ve hizmetler altyapısı, iş saatlerinin azaltılması, bakım izinlerinde eşitlik ve erkeklerin teşviki, işyerinde saydamlık ve eşit işe eşit ücret gibi talep ve hizmetlerin geliştirilebileceğini belirtti. İstanbul Kalkınma Ajansı’ndaki işinden KHK ile atılan Betül Celep ise kadınların işten atılma ve mücadele deneyimlerini paylaştı. İşten atılmasının ardından kadınlarla birlikte 66 günlük bir sokak direnişi gerçekleştiren Celep, kadınların güvencesizliği ve işsizliği daha farklı deneyimlediğine vurgu yaptı. Kadınların işten çıkarılma durumunda aileye geri çağrıldığını, yeniden işe girmelerinin de bu nedenle daha zor olduğunu aktardı. KHK direnişlerinde kullanılan dilin farklılık gösterdiğine dikkat çeken Celep, içinde bulunduğu direnişi de “kadın direnişi” olarak kurguladıklarını, bu sayede daha kapsayıcı ve direnişi büyütmeyi hedefleyen bir dil aradıklarını belirtti. Direniş deneyiminin içinde bulunduğu ilişkileri ve sınıf mücadelesindeki konumuna dair algısını da dönüştürdüğüne işaret eden Celep, KHK’lıların esas öznelerin mücadele çizgisini belirlediği bir zeminde bir araya gelmesi gerektiğine vurgu yaptı.

“Taşeron’a Kadro Mu?” Etkinliği

afispaneltaseronakadromu

Son yayınlanan KHK ile kamuda çalışan taşeron işçilerin kadroya alınması emek alanının en yakıcı ve tartışılan gündemlerinden birisi oldu. Düzenlemenin kapsamı ve bu değişikliğin emek mücadelesine ne gibi etkilerde bulunacağı oldukça muğlak gözüküyor. Emek Çalışmaları Topluluğu olarak bu sürece dair bilgilenmek ve olası sonuçlarını tartışmak niyetiyle bir etkinlik düzenlemeye karar verdik. Yazılarıyla kamuoyunu bilgilendiren sendika uzmanı Onur Bakır ve taşeron işçi mücadelesinin sembol isimlerinden Taş-İş-Der’in (Taşeron İşçileri Derneği) başkanı Cemal Bilgin’in katılımıyla yapacağımız “Taşerona Kadro mu: 696 Sayılı KHK ile Ne Oluyor / Ne Olacak?” başlıklı etkinliğimizi 27 Ocak 2018 tarihinde Mimarlar Odası Karaköy Şubesi’nde gerçekleştirdik.